İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde yeni bir askeri sürecin başladığını duyurdu. Yapılan açıklamada, özellikle Gazze kentine yönelik saldırıların artırılacağı ve bölgenin artık "tehlikeli savaş alanı" olarak kabul edildiği belirtildi. Böylece İsrail, daha önce ilan ettiği sınırlı "insani arayı" da sonlandırmış oldu.

Gazze kentinin, yaklaşık 1 milyon Filistinlinin sığındığı yer olması nedeniyle saldırıların merkezine yerleşmesi, bölgedeki sivillerin güvenliğini daha da tehlikeye atıyor. İsrail’in, bu kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırma kararı, geçtiğimiz haftalarda onaylanan işgal planının bir parçası olarak görülüyor.

8 Ağustos'ta toplanan İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze'nin kuzeyinin fiilen kontrol altına alınmasına yönelik bir planı kabul etmişti. Başbakan Binyamin Netanyahu, kabine toplantısı öncesinde verdiği bir röportajda, sadece kuzeyi değil, Gazze Şeridi’nin tamamını hedef aldıklarını ifade etmişti.

İsrail basınına yansıyan haberlere göre, ordunun Gazze’nin tamamının işgali için emir aldığı, ancak operasyonun tüm aşamalarının eylül ayından önce hayata geçirilmesinin beklenmediği bildiriliyor. Planın ilk bölümünde sivillerin güneye tahliye edilmesi, ardından kuşatma ve ağır bombardımanlarla askeri ilerleme öngörülüyor.

İkinci aşamada ise Gazze'nin merkezinde bulunan ve yoğun yıkıma uğramış mülteci kamplarının kontrol altına alınması hedefleniyor. Bu durum, bölgede halihazırda devam eden insani krizin daha da derinleşeceğine işaret ediyor.

Gazze, 1967’den 2005’e kadar İsrail’in doğrudan işgali altındaydı. 2005 sonrası İsrail askeri olarak geri çekilmiş olsa da, bölge kara, deniz ve hava yoluyla hâlâ tam bir abluka altında tutuluyor. Yaklaşık 2,3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de, temel ihtiyaçlara erişim ciddi ölçüde kısıtlı durumda.

İsrail’in son adımı, Gazze’deki çatışmaları yeni bir boyuta taşırken, uluslararası toplumun bu gelişmelere nasıl tepki vereceği merak konusu.