Ayasofya-i Kebir Camii’nde devam eden restorasyon çalışmalarında kullanılan ağır tonajlı araçlar ve ekipmanlar, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yapının içine kamyon ve iş makinelerinin girdiğinin görülmesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy açıklama yaptı. Ancak Ersoy’un işaret ettiği Bilim Kurulu’nun yapısı, tartışmayı daha da derinleştirdi.

Gündeme yansıyan bilgiye göre kurulda tek bir arkeolog bulunmaması, uzmanlar tarafından ciddi bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.

Restorasyon sürecinin bilimsel ve kontrollü şekilde yürütüldüğünü belirten Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, yapılan çalışmaların zemine zarar vermeyecek şekilde tasarlandığını savundu.
Bakan, çelik platform sisteminin koruma amaçlı oluşturulduğunu söyledi; ağır makinelerin oluşturduğu baskının zemine doğrudan yansımadığını ifade etti.

Ancak uzmanlar, bakanlığın açıklamasının tüm soru işaretlerini gidermediği görüşünde.

Arkeologların ve sanat tarihi uzmanlarının ortak görüşü, Ayasofya gibi katmanlı bir kültür mirasında kapsamlı bir arkeolojik bakışın zorunlu olduğu yönünde.
1.500 yıllık yapının alt katmanları, mozaikleri, dehlizleri ve taşıyıcı sistemi düşünüldüğünde — ağır tonajlı araçların iç mekâna sokulması “geri dönüşü olmayan hasarlara” yol açabilir.

Uzmanlara göre Bilim Kurulu’nun arkeolog içermemesi, restorasyonun temel disiplinlerden birinin dışlanması anlamına geliyor. Bu durum, kurulun kararlarının yeterli bilimsel zeminle alınıp alınmadığı konusunda endişe yaratıyor.

Görüntülerin ortaya çıkmasıyla birlikte restorasyonun yöntemi ve yöntemin güvenilirliği büyük soru işaretleri doğurdu.
Bazı uzmanlar, çelik platformların ağırlık dağıtımında kısa vadede sorun görülmeyebileceğini ancak Ayasofya’nın benzersiz ve hassas zemin yapısında “uzun vadeli etkilerin mutlaka incelenmesi gerektiğini” belirtiyor.

Özellikle iç mekâna giren kamyonların ağırlığı, titreşimleri ve manevraları, yapının tarihî katmanlarını tehdit edebilecek unsurlar arasında görülüyor.

Tartışmalar büyürken pek çok kişi, yapılacak tüm çalışmaların kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmasını talep ediyor.
Ayasofya’nın tekrar ibadete açılmasından bu yana geçen süreçte uzmanların görüşünün sınırlı şekilde alınması, kültürel miras konusunda daha geniş katılımlı bir denetim mekanizması gereksinimini gündeme getirdi.