Kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin ulaştığı tehlikeli boyut, Birleşmiş Milletler’in son raporunda bir kez daha gözler önüne serildi. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi ile BM Kadın Birimi’nin paylaştığı verilere göre, yalnızca 2024 yılında yaklaşık 50 bin kadın ve kız çocuğu, tanıdıkları bir erkek tarafından evlerinde öldürüldü.
Uzmanlara göre bu tablo, “evin kadınlar için güvenli bir alan olmadığı” gerçeğini bir kez daha doğruluyor. Raporda, kadınlara yönelik kasıtlı öldürmelerin önemli bir kısmının partner veya aile üyeleri tarafından gerçekleştirildiği vurgulanırken, her 10 dakikada bir can kaybının yaşandığı belirtiliyor.
BM verilerine göre aile içi kadın cinayetlerinin en yoğun görüldüğü bölge Afrika. Onu sırasıyla Amerika kıtası, Okyanusya, Asya ve Avrupa izliyor. Uzmanlar, ekonomik eşitsizlikler, cezasızlık ve ataerkil normların bu artışta payı olduğunu belirtiyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur, ateşli silahların kadın cinayetlerindeki rolünün büyümesi. Aile içi şiddet vakalarında silah bulundurmanın, hayat kaybı riskini önemli ölçüde artırdığı ifade ediliyor. Uzmanlar ayrıca “kıskançlık”, “ayrılığı kabul etmeme” ve “kontrol etme davranışları” gibi faktörlerin de kadınların yaşamını tehdit eden başlıca nedenler olduğunu aktarıyor.
Geleneksel şiddet biçimlerinin yanı sıra, çevrimiçi taciz, dijital takip ve gözetim gibi yöntemlerin de kadınların güvenliğini tehdit eden yeni bir alan oluşturduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür teknoloji destekli şiddetin fiziksel saldırıların habercisi olabildiğine dikkat çekiyor.
BM yetkilileri, kadın cinayetlerinin önlenmesi için daha güçlü yasalar, risk tespiti yapan mekanizmalar ve etkin koruma politikalarının uygulanması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca kadınların adalete erişiminin kolaylaştırılması ve şiddet verilerinin düzenli olarak toplanması da çözüm önerileri arasında yer alıyor.

